Tarifler
Bizim Köyün Mercimeği
7 Şub
Eski köye yeni adet demiştim de yeni adetlere açık olmaktan söz etmiştim. Yeni adetler, yeni akımlar, yepyeni bakış açıları yalnızca çocuk yetiştirme konusuyla sınırlı kalmıyor elbette. Adımız kadar bildiğimiz lezzetler, soframızdan eksik olmayan yemekler bazen karşımıza bambaşka bir şekilde çıkıveriyor. Belki başka bir köyde bambaşka bir dokunuşla tadına daha da tat katılmış olar bize ikram ediliyor.

MERCİMEK
Evimizin baştacı diyebilirim. Bizim evde herkes çok sever. Burada, çocuklara anaokulunda haftada bir gün muhakkak yapılan bakliyattır. Ama bakın buralarda nasıl yapılır, fazladan ne konabilir sizce?
Bildiğimiz mercimekle Yunanistan’daki arasında 3 fark vardır. Mercimeği pişirirken içine arzu ettiğiniz miktarda, iri doğranmış sarmısak ile birkaç yaprak defne konur. Piştikten sonra ateşten indirince de 1-2 yemek kaşığı sirke katılır.
O gün yemekte mercimek varsa, ben de tabaklara koyup sofraya getirdiysem. Salatamız eksik olmasa da, Maya mercimeğin yanında muhakkak soğan ister. Yunanistan’a gelince anladım ki yemeğin yanında soğan yemek biz Türklere özgü bir gelenek. Geçen kız arkadaşı bizde yemekteydi; yemekte de mercimek vardı. Bu kez Maya bana hatırlatmadan ben soğanı dilimleyip sofraya getirdiğimde kız şaşırıp kaldı
N’apalım bizde mercimek Yunan usulü pişirlip Türk usulü yenir. Kış aylarında hasta olup antibiyotik alacağına yemeklerde çiğ soğan yemek çok daha sağlıklı değil midir?
Sonraki yazıda da buraların Sarı nohutundan söz edeceğim.
* Yorgo yazıma bir göz atmış. Belirtmem de fayda olduğunu söyledi; bizim mercimeğin yanındaki soğanlar Girit’in yerli beyaz soğanları, bilesiniz
Artık Veganlar da Hot Dog yiyebilir!
8 Ara
Bu müthiş bir keşif! Vejetaryen ve Veganlar için glutenden sosisler yapmak! İnanın ki, “etli” sosislerden ayırdetmesi mümkün olmayan bir lezzet! İçinde hayvansal ürünün zerresi yok. Yeter ki “gluten” denilen ve sosislere dolgunluğu ve kıvamı veren maddeyi bulabilesiniz. Yorgo bu kez çok güzel bir iş yaptı. Yalnızca sosisleri değil bir de videosunu hazırladı. Yapılışını da adım adım göreceksiniz. Doğrusu, Yorgo’nun ellerine sağlık! İzleyin…
10.12.2011 Notu: Videonun hazırlandığı gün öyle heyecanlandım ki bir an önce yayınlamak için sabırsızlandım. O yüzden malzeme listesini bile eklememiş, videoyu izlemenizi istemiştim. Ama tarifi denemek isteyen arkadaşların not edebilmek için videoyu tekrar tekrar izlemek zorunda kalmamaları için bugün malzeme listesini de ekliyorum. Yapımı zaten videoda anlatılıyor.

Vegan Sosisler için gerekli malzeme: (15-16 sosis için)
* 1 bardak haşlanmış (kabuksuz) nohut ya da fasulye
* 2 bardak sebze suyu
* 4 yemek kaşığı zeytinyağı
* 4 yemek kaşığı salça (tomates ve/ve ya biber salçası olabilir)
* 1 limonun kabuğu (rendelenmiş)
* İsteğe bağlı 2-4 diş sarmısak ya da sarmısak tozu
* 3 yemek kaşığı tütsülü (smoked) paprika
* İsteğe bağlı miktarlarda kimyon, karabiber, istenirse acı kırmızı biber, kekik, tuz, soğan tozu
* 1/2 bardak Nutritional Yeast (hamur için kullandığımız maya değil)
* 2 buçuk bardak gluten (un ya da nişasta değil)
Nutritional Yeast‘i biz iherb.com dan ısmarlıyoruz. Almak isteyenler, ilk siparişte referral code olarak PAP336 vererek 5 dolarlık indirimden faydalanabilirler.
Gluten‘in de İstanbul’da aktarlarda bulunabileceğini duyduk. Belli bir adres verebilen olursa, buraya ekleyebiliriz.
Not 1: Madem ki aynı lezzet içinde hiç et olmadan da elde edilebiliyor; neden biz sosis yiyeceğiz diye, hayvanlar feda edilsin ki?
Not 2: Ben zaten eve, çocuklara şarküteri alıp yedirmiyordum. Bu sosisleri; yalnız etsiz diye değil, tamamen katkısız olduğu ve içinde ne olduğunu bildiğim için çocuklarıma korkmadan yedirebiliyorum. Onlara hotdog, pizza ve sosisli makarna sosları yapıyorum.
Not 3: Sosislerden yapıp birkaç vejetaryen arkadaşımızla Hot Dog Partisi’de iştahla yediğimiz sırada Maya’nın yorumu: “içinde et bile yok!”
Bu kez Kırmızı Fasulyeli Spanakorizo
17 Kas

Daha önce pirinci bol kepçeden spanakorizo tarifi vermiştim. Bu kez yaptığım tek fark, içine daha önceden haşladığım kırmızı fasulyelerden 1 kase dolusu atmak oldu. Böylece hem yeşil sebzesi, hem tahılı hem de bakliyatıyla vitamin ve enerji deposu bir yemek çıktı ortaya. Bu kez ıspanağı sarmısaklı yoğurtla değil de kuru soğanla bir deneyin.

Girit Tarhanası ( Trahana ya da Ksinohondros )
25 Eki

Daha önce Girit pazarından görüntüler yayınladığımda buranın yerel bir lezzeti olan, ksinohontros ya da trahanas adıyla anılan tarhananın yukarıdaki fotoğrafını yayınlamıştım.
Türk tarhanası gibi evde yapılması mümkün; çok iri parçalar halinde kurutulduğu için belki daha da kolay. Çocuklar için son derece besleyici, iç ısıtan bir yiyecek.

Ksinohontros adı, “ekşi”anlamındaki ksinos ve Girit lehçesinde “kırık buğday” anlamına gelen hontros’dan geliyor. Bu çok mantıklı çünkü geleneksel ksinohontros ekşitilmiş keçi sütüyle iri kırılmış buğdaydan yapılıyor. Türkiye’deki pilavlık bulgurların aynı işe yarayacağından eminim.
Girit çok dağlık olduğundan büyükbaş hayvan yetiştirmeye elverişli olmadığını, bu yüzden adadaki gravyer peynirlerinin, yoğurtların koyun-keçi sütünden olduğunu daha önce de (peynir yaptığımız yazıda da) yazmıştım. Aynı sebepten Girit’in tarhanası da geleneksel olarak keçi sütünden yapılıyor. Herşeyden önce keçi sütünü 3 gün oda sıcaklığında tutup ekşitmek gerekiyor.
Gerekli Malzemeler:
1,5 kilo keçi sütü
1/2 kilo kırık buğday
Biraz tuz

3 gün buzdolabı dışında beklettiğimiz sütü bir tencereye koyup kaynattığımızda iyice kesilmeye başlar başlamaz birazcık tuzla buğdayımızı içine atıyoruz ve sürekli karıştırıyoruz.

Biz karıştırdıkça gitgide koyulaşıyor.

Bir süre sonra buğdaylar bütün sütü içine çekip kabarıyor.

Artık iyice koyulaştığında, hiç suyu kalmadığında tarhanamız ateşten indirmeye hazır oluyor.

Elimizi sokmadan önce soğumasını bekliyoruz. (Aslında ilginç bir ayrıntı var ki; Girit’te soğuduktan sonra kurutmadan, bu halde de yeniliyor. Ama ekşi sütten dolayı oldukça iddialı bir tadı olduğunu söylemekle yetineyim.) Soğuduğunda kurutup saklayabilmek için elimizle küçük parçalar alıp unlanmış tepsiye aralarında boşluk bırakarak diziyoruz.

Tepsimizi bir tülbentle örtüp güneş gören bir yere bırakıyoruz. Bu çoğunlukla rutubetli sonbahar havasına kalmadan hala yaz güneşi hüküm sürüyorken yapılıyor, çünkü tarhananın iyice kuruması gerekiyor.

Kuruduktan sonra özellikle buzdolabında korursanız aylarca dayanıyor, kış boyunca hemen hazırlayıvereceğiniz, sağlıklı ve katkısız çorbalarınız oluyor.

Ksinohondros’u pişirmeden önce tencerede üstünü geçecek kadar suyla bekletmek kaynatırken daha dolay dağılmasını sağlıyor. Ben kaynatmaya başlamadan önce (ve hatta kaynatırken de) patates püresi için kullandığım aletle eziyorum, daha pürüzsüz bir kıvamı oluyor.

Not: Yapım aşamasındaki bütün fotoğraflar Yorgo’ya ait. O belki de bir ilki gerçekleştirdi ve kendine Soya Sütü Kefirinden Vegan Trahana yaptı
Görünüş ayırt edilemeyecek kadar aynı olduğu için ben de fotoğrafları onun sayfasından ödünç aldım
Aslında bu denemesinde 2 yeni şey biraradaydı; hem süt yerine soya sütü hem de ekşi süt yerine kefir kullanması yepyeni bir fikirdi. O zaman ekşi süt yerine süt kefirini de denemek lazım birgün. Belki siz benden önce dener ve yorumlarda yazarsınız.
Yulaf ezmeli Üzümlü Pekmezli Tarçınlı Yumurtasız minik çörekler
16 Eyl
Okulların açılmasıyla birlikte Maya’nın beslenme çantasına neler yapıp koysam diye düşünmeye tekrar başladım. Ama istiyorum ki yaptığım bir tarif evdeki herkese uysun, herkes yiyebilsin. Özellikle uzak gezilere giderken sabahın köründe kalkıp aheste kahvaltılara vakit bulamayan Yorgo’nun da kahvesine eşlik edecek birşey olsun. (Yorgo’nun Vegan olduğunu, dolayısıyla süt ürünleri ve yumurta yemediğini söylemiş miydim?) Oturup kitap karıştırmaya vakit yoksa, bazen eski tarifleri ufak değişikliklerle deniyorum. Tarifte 1 tanecik yumurta varsa genellikle varlığıyla yokluğu o kadar fark etmiyor. Vakit bulduğum da yepyeni bir tarif açılıyor mutfak ezgahının üstünde. Yeni yeni kitaplar ediniyoruz. Yepyeni lezzetler keşfediyorum. Üstelik bütün aile zevkle yiyebiliyoruz.
Onlara kurabiye demeye dili varmıyor insanın. Çünkü kıtır kıtır kurabiye kıvamında olmuyorlar. Pekmezin verdiği ıslaklık dilinizin üstünde yumuşacık bir kıvama dönüşüp renginden beklemediğiniz bir yumuşaklıkla sizi şaşırtıyor.Renginin koyuluğu da elbette ki içindeki pekmezden, tarçından… Aslında içine pekmez koyma fikri de benden
Esas tarifte rice şurup denilen koyu renkli pirinç şurubu koyuyordu. Bence pekmezlisi nefis oldu. Harika bir koku ve kıvam verdi. Kıtır kurabiye olmadıkları için de, onlara mini mini çörekler dedim ben, her ne kadar yeni edindiğimiz bu kitapta “chewy cookies” dese de.
1/2 bardak zeytinyağı
1/3 bardak pekmez
1/3 bardak pekmez
1/3 bardak soyasütü (yerine günlük inek süt kullanbilirsiniz)
3/4 esmer şeker
2 1/3 bardak tambuğday unu
1 tatlı kaşığı vanilya esansı (istenirse)
3/4 tatlı kaşığı karbonat
1/2 tatlı kaşığı kabartma tozu
2 tatlı kaşığı tarçın
1/2 tatlı kaşığı muskat/küçük hindistan cevizi (nutmeg)
1/2 tatlı kaşığı allspice (istenirse)
1/2 tatlı kaşığı tuz
2 bardak yulaf ezmesi
1 1/2 bardak kuru üzüm (ben kuş üzümü kullandım, yalnız 1 1/2 bardak çok fazla geldi, üzümler döküldü. 1 bardak bence yeterli)
Fırını 180 derecede ısıtın. Geniş bir kapta yağı, sütü, pekmezi, şekeri, vanilya esansını, şeker iyice eriyinceye kadar karıştırın. İçine unu eleyin. Karbonatı, kabartma tozunu, baharatları ve tuzunu da ekledikten sonra güzelce yoğurun. en son yulaf ezmesini ve kuru üzümleri de ekleyip hamurun hey yanına homojen dağılmasını sağlayın. Tepsiye yağlı kağıt koyup, hamurdan ceviz büyüklüğünde yuvarladığınız parçaları yaklaşık 2 parmak aralıklarla dizin. Parmaklarınıza yapışan bir kıvam oluyor. Birşeyleri yanlıi yaptığınızı düşünmeyin. Yalnızca avucunuzu biraz ıslatarak yuvarlayın. Hepsini dizdikten sonra yuvarlak topların üstünden parmağınızla hafifçe bastırın. Çok çabuk renk değiştiriyorlar. Fırınına göre 10-12 dakikada pişiyor. Fırından çıkınca birkaç dakika bekletin. Daha içleri ılık ılıkken yumuşacık sıcacık kahvenizin yanında afiyetle yiyin…






Son Yorumlar