Genel olarak etiketli yazılar
Kalbim İzmir’de kaldı…
31 Ağu
Yıllardır çektiği ağrılarına ilaçların artık deva olmayacağını anlayan doktorlar, annemin ameliyatına ne yazık ki biz Girit’ten döndükten 3 hafta sonra karar verdiler. Orada olmayı çok isterdim ama tekrar gidebilme imkanım yok. Çok şükür ki benim yerime, elinden gelenin en iyisini yapacağından emin olduğum kardeşim Bahar orada, annemin yanında olacak. Tek tessellim bu…
Orada, annemin yanında olamamamın yüreğime getirdiği ezikliği hafifletmek için uğraşıyorum günlerdir. Kızıma sarılıyorum bol bol… Günler sonra blogumu güncelledim, güzel mailler, yorumlar aldım. Dostlarımla birlikte oldum. Her gün yatıyorum kalkıyorum, yürüyorum, okuyorum, yemek yapıyorum ama aklımda hep aynı düşünce; yanında olmayı çok istediğim annem.
Biraz önce Bahar arayıp, annemin ameliyata girdiğini söyledi. Herşeyin yolunda gitmesini ve bir an önce iyileşmesini dilemekten başka şey gelmiyor elimden…
Böyle durumlarda anlıyor insan, uzakta olmanın ne kadar zor olduğunu…
Bir kuş gibi uçup gidebilseydim…
İnşallah herşey daha iyi olacak…
Pembeyle Yeşilin Muhteşem Uyumu
17 Haz
Bamya daha çıkmadı ama koruklar bana onları anımsattı.
Burada bamyayı kıymalı pişirmezler. Bamyayı tavuklu yaparlar ekseriye.
Bahçesinde asması olanlar da limon yerine koruk koyarlar bamyaya.
Geçen gün bir arkadaşımızın bahçesindeki bu renk uyumu karşısında hayranlığımı saklayamadım ve bastım deklanşöre, o anı dondurup size getirebilmek için.
Sonra da bamyayı getirdi aklıma bu görüntü… Bamyanın tavukla ve korukla uyumu…
Çok canımız çektikçe dondurulmuşla hasret gideriyorduk ama anlaşılan özlemişim taze bamyayı.
Hoşgeldin Yaz! :)
2 Haz
Yaz demek, sıcacık uzun günler… geç gelen geceler demek,
Yaz, pırıl pırıl bir güneş, masmavi deniz demek,
Kum, çakıl, yıldız veya bir deniz kabuğu…
Denizi, yosunu, otları, çiçekleri, kekikleri solumak demek…
Güzel lezzetler, güzel kokular, canlı renkler…
Yaz gelince, bir başka hissediyor insan,
İçime bir sevinç, bir coşku doluyor…
Mutfaklar da şenleniyor
Kıpkırmızı domatesler, rengarenk biberler, patlıcanlar, fasulyalar
Belki de yaz, buz gibi soğumuş bir dilim karpuz, demek…
Bu arada, dondurmayı da unutmamak gerek!
))))))))
Şiir yazdığım ya da yazmaya niyetim yoktu benim. Gecenin bu vaktinde tatlı tatlı bir rüzgar eserken birden çıkıverdi bu cümleler…
Şu Meşhur ‘GREEK SALAD’ (Yunan Salatası)
4 May
Yunanistan’da menülerin başında yer alan, turistler tarafından da oldukça fazla rağbet gören şu Yunan usulü salata dedikleri aslında nedir? Nasıl yapılır? Merak mı ediyorsunuz?
Greek Salad diye anılan, bildiğimiz mevsim salatasından çok da farklı olmayan bu salatanın, taze sebze meyvenin Akdeniz’deki kadar bol olmadığı kuzey ülkelerinden gelen turistler tarafından bir ana öğün gibi tüketildiğini görmek beni hep şaşırtmıştır. Çünkü ne Türkiye’de ne de Yunanistan’da salata sofralarımızdan eksik olmaz ama yanında mutlaka başka birşeyler (yani ana yemek) vardır, tek başına değil! Düşünecek olursak, sebzeye hasret olanlar için gerçekten eşi bulunmaz bir nimettir, bir tabak dolusu taze salata. Durum böyle olunca, menülerde bir Yunan salatasının fiyatı da neredeyse bir ana yemekle yarışacak boyutlarda oluyor. Arz talep meselesi tabi…
Yunan usulü salatanın farkına gelince; bence en BÜYÜK fark zaten salata malzemelerinin boyutlarında yani BÜYÜK doğranmasında… Bizim söğüşlük doğradığımız boyutta domatesler, salatalıklar, genellikle dolmalık biber ve ovulmadan eklenen soğan. Üstüne de bir dilim Feta peyniri koyduktan sonra zeytinyağını gezdirip bir avuç zeytin, bir tutam da kekik eklediniz mi, işte size Greek Salad!
Gördüğünüz gibi malzemeler hiç de yabancı değil. İkinci fark da salatanın üstüne peynir konması. Yunanlılar peyniri ve zeytini, Türkler gibi sabah kahvaltısında tüketmediklerinden gün içinde salatalarına eklemekle bulmuşlar çözümü.
Bir de, salataya limon sıkmak alışkanlığı da yok. Restoranlarda masada minik sirke şişeleri oluyor ama çok da rağbet edildiğini sanmıyorum. Limonu ise her çeşit etin yanında bolca getirdiklerinden, hemen birkaç tanesini kaşla göz arasında salataya sıkıveriyorum
Feta peynirini merak edenler için kısa bilgi: Bizdeki beyaz peynire (biz İzmirliler teneke peyniri deriz
çok benzeyen, koyun (bazen de koyun ve keçi) sütünden yapılan, tabiri caizse ‘Yunanistan’ın milli peyniri’dir Feta.
GİRİT’TEN MERHABA!
3 May
Güneşli bir Mayıs gününde mevsimlerinin en güzelini yaşayan Girit’ten merhaba!
Yemekle ilgili her zaman yeni bir şeyler öğrenmeye hevesli olduğum için bir süredir yemek bloglarını takip etmekteyim. Bir gün kendi deneyimlerimi paylaşabileceğim bir sayfamın olması yüreğimin bir köşesinde hep vardı. Bir kaç arkadaşımın en çok da kardeşim Bahar‘ın teşvikiyle bu işe girişirken bir yandan da düşünüyordum. Şimdiye dek yazılmış/ denenmiş bunca tarife bir tane de ben eklesem hayatınıza ne katmış olacaktım ki??…
Halbuki 7 yıldır Girit’te yaşıyor olmamın bana kazandırdığı deneyimleri sizlerle paylaşmanın bana da yeni bir şeyler öğretmenin zevkini tattıracağını, size de bambaşka zenginlikler katacağını düşünüyorum. Bu paylaşımlar bazen size çok tanıdık gelecek bazen de – umarım ki – yepyeni bir şeyler öğretecek. Bildik ya da bilmedik olsun paylaşılmadıkça varlığından bile haberdar olmadığımız nice güzellikler olduğuna inanıyorum. Bu dünyada 6,5 milyar insan aynı semanın altında yaşıyor,aynı yıldızların altında uyuyoruz, ama birbirimizi yeterince tanıyor muyuz? Bence, daha çok tanımaya ve daha çok öğrenmeye ihtiyacımız var. Tanıdıkça yakınlaşacağımız, birbirimizi daha çok seveceğimiz kesin. Tanımadığımız, hatta bu konuda bir girişimde bile bulunmadığımız sürece de, birbirimize hep uzak ve ne yazık ki hep ‘yabancı’ kalacağız.
İçinde neler olduğunu çıkartamadığımız alışılmadık bir yemek önümüze getirildiğinde biraz çekimser kalmaz mıyız? Halbuki ne olduğunu bilsek daha bir hevesle kavramaz mıyız çatalımızı?
Günümüzde globalleşme adı altında tek tip bir yaşama doğru yuvarlanıp giderken en yakınımızdakini bile çok iyi tanımadığımıza tanık oluyorum yüreğim sızlayarak. Bu bazen eşimiz, bazen iş arkadaşımız, bazen yan komşumuz, bazen de komşu ülkede yaşayan biri olabilir.
Yunanistan’ın her hangi bir yerine daha önce gitmiş veya gitmeye niyetli olabilirsiniz. Belki de bir Yunan adasında tatilinizi geçirirken bir tavernada yediğiniz bir mezenin tadı damağınızda kalıp bunu nasıl yaptıklarını merak etmiş de olabilirsiniz. Belki de bu merakınızı gidermekte bir faydam dokunur, kim bilir. Edindiğim deneyimler, tanıştığım insanlar, karşı kıyıdaki komşunun tenceresinde pişen bildik yemekler;bildiğimiz yemeklerin buralarda nasıl pişirildiği, nasıl adlandırıldığı… Musaka, peynirli, imam, yoğurtlu, saraylı, ekmek gibi çok tanıdık Türkçe isimlerle anılıp da karşınıza bir sürpriz gibi çıkanlar ve daha neler neler… Tabi ki otlar, otlar… Yenebilen otların hepsini bir Giritli kadar tanıdığımı söylemem mümkün değil. Çünkü bir Giritliyle bu konuda yarışmak, bayağı bir cesaret ve tecrübe gerektirir. (Bu konudaki en büyük avantajım elimdeki kaynaklardan size aktarabilmem…)
Geçenlerde düşündüm de, biz babaannemin ‘Madam Sara podyasına kuluryaları doldurmuş getirdi…’ şeklinde hikâyeleriyle büyüdük. Bugün kaç çocuğun hayatında böyle bir cümle duyma fırsatı olur, bilmiyorum. Ama Amerikan fast food’unun lider markalarından, en popüler film yıldızlarının hayatlarından, birbiri ardına çekilen içerikleri ve öğreticilikleri şüpheli dizilerden ilkokul öncesi çocuklar bile haberdar. Bizi gitgide yabancılaşmaya ve aynı şeyleri yiyen, aynı şeylere gülen tek tip insanlar olmaya sürükleyen bir sürece girmiş, kendimizi bile tanımaya vakit bulamaz hale gelmişiz, değil ki ‘ötekini’!
Gerçekten de eskiden komşunun tenceresinde pişenden bize de bir nasip düşerdi. Şimdi kim tenceresinde pişen yemeği paylaşıyor ya da paylaşabiliyor ki… İşten geç saatlerde yorgun argın dönmüş bir iş kadınının isteyerek veya istemeyecek işin kolayına kaçmasında belki de yalnızca onu suçlamamak gerekir. Eskiden evde pişenden yan komşuya tattırmak, sonra da tabağınıza koyulmuş yepyeni bir lezzetle bir gün komşunuzu kapıda buluvermek o kadar da ender bir şey değildi. Bunu hala gerçekleştirebilenleri yürekten kucaklıyor ve ben de tabağınız elimde kapınızı çalıyorum! Tabağımda bir sürprizle!
Bakalım bu size ne kadar tanıdık gelecek…
Komşuda pişenden size ne düşecek!










Son Yorumlar