Eski köye yeni adet demiştim de yeni adetlere açık olmaktan söz etmiştim. Yeni adetler, yeni akımlar, yepyeni bakış açıları yalnızca çocuk yetiştirme konusuyla sınırlı kalmıyor elbette. Adımız kadar bildiğimiz lezzetler, soframızdan eksik olmayan yemekler bazen karşımıza bambaşka bir şekilde çıkıveriyor. Belki başka bir köyde bambaşka bir dokunuşla tadına daha da tat katılmış olar bize ikram ediliyor.

MERCİMEK

Evimizin baştacı diyebilirim. Bizim evde herkes çok sever. Burada, çocuklara anaokulunda haftada bir gün muhakkak yapılan bakliyattır. Ama bakın buralarda nasıl yapılır, fazladan ne konabilir sizce? 

Bildiğimiz mercimekle Yunanistan’daki arasında 3 fark vardır. Mercimeği pişirirken içine arzu ettiğiniz miktarda, iri doğranmış sarmısak ile birkaç yaprak defne konur. Piştikten sonra ateşten indirince de 1-2 yemek kaşığı sirke katılır.

O gün yemekte mercimek varsa, ben de tabaklara koyup sofraya getirdiysem.  Salatamız eksik olmasa da, Maya mercimeğin yanında muhakkak soğan ister. Yunanistan’a gelince anladım ki yemeğin yanında soğan yemek biz Türklere özgü bir gelenek. Geçen kız arkadaşı bizde yemekteydi; yemekte de mercimek vardı. Bu kez Maya bana hatırlatmadan ben soğanı dilimleyip sofraya getirdiğimde kız şaşırıp kaldı 🙂

N’apalım bizde mercimek Yunan usulü pişirlip Türk usulü yenir. Kış aylarında hasta olup antibiyotik alacağına yemeklerde çiğ soğan yemek çok daha sağlıklı değil midir?

Sonraki yazıda da buraların Sarı nohutundan söz edeceğim.

* Yorgo yazıma bir göz atmış. Belirtmem de fayda olduğunu söyledi; bizim mercimeğin yanındaki soğanlar Girit’in yerli beyaz soğanları, bilesiniz 🙂